Mübarek Ramazan ayının artık son günleri. Aynı evde yaşadığımız üç kişiden en az ikisinde duyduğumuz cümle ya ‘acıktım’ ya da susadım oldu yaklaşık bir ay boyunca. Oysa son günlerde gündemden düşmeyen Somali gerçeği ise hepimizin gönlünde gözünde. Orda yaşanan acı tabloya dayanamayan yürekler elinden gelen bir şeyler yapma çabasındaydı. Biz ise 8-10 saatlik açlığa ve susuzluğa zor tahammül ediyor oruçluyken kıpırdamak, dışarı çıkıp gezmek, alışveriş bile yapmak istemiyorduk. Yapacaklarımızın büyük bölümünü iftar sonrasına bıraktık.
İftar saatinden suyu kana kana içtiğimde her akşam şükretmeden edemedim. Oralardaki insanları düşünüp. Allah yardımcıları olsun ne diyelim.
Şimdi bayram coşkusu sırada. Bir aya yakın bir süre göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Laf aramızda öğrenci ve öğretmenler için tatil bile bitti nerdeyse. Alış veriş için çıktığımızda bugün ki bu yazıyı yazmama vesile oldu her yer insan kaynıyor. Bayramlık şekerler, lokumlar rengârenk, şekil şekil doldurmuş rafları alıcısına göz kırpıyor. Kıyafet satan yerlerse tıklım tıklım dolu. Çocuğuna, kendine, yakınına alıyor insanlar. Uzun zamandır memleketimde geçirmemiştim bayramı. Tekrar bu coşkuyu ve en önemlisi de hala eski tadı olmuyor desekte insanların bayram telaşını görmek bile mutlu etmeye yetti de arttı beni.
Bende uzun zamandır yapmadığı bir şey yaptım. (Birçoğumuz gibi, eskiden istediğim bir ayakkabı, kıyafet alındığında bayram öncesi bayrama kadar gözümün önünden ayırmazdım.( Bakıp bakıp mutlu olurdum.) Gittim kendime bayramlık aldım sevindim. Güzel ve heyecanlı bir gün yaşadım yani…
Herkesin küçük büyük yaşlı genç hayatımız hep bayram tadında geçsim. Üzüntüler uzak mutlu mesut günler hep yanı başımızda olsun. Tabii ki en önemlisi de sağlığımız yerinde sevdiklerimiz yanımızda olsun.
Mutlu bayramlar…








